
Kurumsallaşma kavramı pek çok şirket için "daha fazla prosüdür, daha fazla onay mekanizması, daha fazla kontrol" anlamına geliyor. Oysa gerçek kurumsallaşma; şirketin kuruluş ruhunu koruyarak ölçeklenebilmesi, sistemi inşa ederken insanı kaybetmemesi demektir. Kontrol takıntısıyla inşa edilen yapılar çevikliği öldürür, sorumluluk almayı engeller ve güvensizlik kültürü yaratır. Bu program, şirketlerin "fabrika ayarlarına" dönmesini sağlayacak bir perspektif sunuyor. Kuruluş amacının hâlâ yaşayıp yaşamadığını, hangi değerlerin gerçekten kurum DNA’sında yer aldığını ve bürokrasinin tam olarak nerede başladığını sorguluyor. Aynı zamanda İdil Türkmenoğlu’nun aynı isimli kitabından beslenen bu içerik, kurucu zihniyetini kaybetmeden ölçeklenen organizasyonların ortak özelliklerini masaya yatırıyor.














